Danimarka'da meydana gelen çatışmada çok sayıda kişi hayatını kaybetti


Günümüzden 2000 yıl önce gerçekleşen savaşta ölenlerin bedenleri düzenlenen törenlerde parçalanıp, suyun altına gömülmüş. @uzakevrenler #popülerbilim #arkeoloji #insanınhikayesi

Unutulmuş savaşın unutulmuş kahramanların birisine ait kafatası. Kaynak: PNAS

Romalıların milattan hemen sonra yazdıkları metinler Kuzey merkezi Avrupa’nın kabilelerinin ne kadar çetin savaşçılar olduklarını, savaş alanına ne kadar çok adam toplayabildiklerini ve mağlup ettikleri düşmanlarına ne kadar acımasız davrandıklarını anlatan gözlemlerle doludur. Yine de günümüze kadar Romalıların anlattıklarını doğrulayan arkeolojik bir kanıt bulunamamıştı. Ama milattan sonra 1. yüzyıl içinde günümüz Danimarka’sının Illerup nehri vadisindeki Alken Enge bataklıklarında bu kabilelerden ikisi büyük bir savaşta karşı karşıya geldi. Arkeologlar bu savaştan kalan, kırık silahlar ve kalkanlar ile 82 erkeğe ait kemikleri 2009 - 2014 yılları arasında yürüttükleri kazılarda ortaya çıkardılar.

Bulunan kemiklerin çoğu ölümden hemen önce alınmış feci yaraların izlerini taşıyordu. Yine de bir savaş alanında bulunan cesetler için bu normal bir durum. Ancak kemiklerin bulunduğu yer olayın gerçekleştiği 2.000 yıl önce su altındaydı ve cesetler suya atılmadan önce altı ayla bir yıl arasında bir süreyle açık havanın ve vahşi hayvanların insafına bırakılmışlardı.

Danimarka Aarhus Üniversitesinden arkeolog Mads Kähler Holst ve arkadaşlarının söylediklerine göre milattan hemen önceki ve sonraki yüzyıllarda oldukça yaygın olan bir uygulamanın en erken örneklerinden birisine bakıyoruz. Arkeologların Kuzey Avrupa’nın hemen hemen her yerindeki göller ve turba bataklıklarında insanların mağlup ettikleri düşmanlarına ait kırık silah ve kalkanları suya gömdüğü yerler keşfettiler. “Silah Mezarlığı” olarak adlandırabileceğimiz bu yerlerden bugüne kadar keşfedilen en eskileri milattan sonra ikinci ve beşinci yüzyıllar arasına tarihleniyordu Ancak Alken Enge’de bulunan kemiklere yapılan radyokarbon testleri bize M.Ö 2 ile M.S 54 yılları arasını gösteriyor.

Alken Enge’i keşfedilen ve daha geç dönemlere tarihlenen diğer yerlerden ayıran bir başka özellik ise bu yerlerde atılmış kırık silah ve kalkanlaranın yanıda çok az insan kemiği bulunmuş olması. Buradan yola çıkan bazı arkeologlar bu silahları o dönemde suya gömen Germen kabileleri arasında yaşanan çatışma ve savaşların çok fazla insan kaybına sebep olmadığı yönündeydi. Bunun sebebi savaşların kabile şefleri üzerine odaklanıyor olmasından veya galiplerin mağlupları öldürmek yerine köle olarak kullanmayı tercih etmelerinden kaynaklanıyor olabilir. Bu sebeple Alken Enge Romalıların kayıtlarında bahsettikleri büyük sayıda insanın dahil olduğu, çok fazla ölüm yaşanan acımasız kabile savaşlarının gerçekten de yaşanmış olduğuna ilişkin ilk delilleri sunmuş oluyor.

İsimsiz Savaşçılar

Kemiklere uygulanan radyokarbon testlerine dayanarak (çoğu alt çeneden alınan kolajen maddesi üzerinde yapılan) Alken Enge savaşının Roma İmparatorluğunun o zamanlar Kuzey Germanya olarak bilinen bölgeye doğru genişlediği zamana denk geldiğini söyleyebiliyoruz. Romalıların bölgeye doğru genişlemesi kabileler arasındaki çatışmaları körüklemiş ve hatta yoğunlaştırmış olabilir.

Yine de arkeologlar Alken Enge’de savaşı kimin kazandığını bırakın savaşın kimler arasında gerçekleştiğinden de tam olarak emin değiller. Bulunan silah parçalarında bugüne kadar her hangi bir kabileye ait bir iz veya işarete rastlanılmadı. Ayrıca kemer tokaları, elbise iğneleri gibi ölen kişilerin aidiyetlerini ve statülerini göstermesi beklenen kişisel eşyalar da şüpheli bir şekilde kayıp.

Bataklıkta bulunan mızrak uçları, kılıç, balta ve kalkan parçaları ile bazı demir bıçakların tarzı açık bir şekilde Germen kökenli görünüyor. Silahların imal edildiği metalin geldiği yer yapılan metalürji analizlere göre yakınlardaki Jutland bölgesi. Kemikler üzerinde bulunan yara izleri de kılıç, mızrak ve belki de balta kullanılarak yapılmış görünüyor.

Kalça kemiği, incik kemiği ve kaval kemiği ile yan yana konulmuş iki beyaz taş. Kaynak: PNAS

“Kemikler üzerinde görülen ölüm öncesi travma izleri yaşanan çatışmanın aşırı derecede ölümcül ve hatta bir kıyımla sonuçlanmış olduğunu gösteriyor” diyor Holst ve arkadaşları. Alken Enge’de bulunan kemikler üzerinde görülen izler Romalı tarihçilerinkendi askerlerinin Kuzey Avrupa kabileleri ile yaşadıkları vahşi karşılaşmalara dayanarak yazdıklarının sağlam bir temele dayandığını gösteriyor.

Büyük bir Savaş

Alken Enge’de çıkarılan 2.095 insan kemiğinin en az 82 kişiye ait olduğu düşünülüyor. Sol kalça kemiği alanda tek başına çıkarılan en fazla kemik oldu. Arkeologlar sol kalça kemiğinden 82 tane buldular. Ama Alken Enge’deki 75 hektarlık bataklık alanın bir yerlerine gizli toplam 380 kişinin kemikleri olduğu düşünülüyor. Bu alanların çoğu milattan sonra 1. yüzyılda su altındaydılar. Ama savaş alanı ve muhtemelen insan kalıntıları çok daha kuzeye ve doğuya uzanıyor ki bu arkeologların tamamını kazabildiklerinden çok daha büyük bir alan.

“Deneme çukurları ve insan kalıntılarından anladığımız kadarıyla bulguların yoğunlaştığı bölgeler kumulların doğusundan başlayarak daha kuzeye doğru uzanıyor. Ama buradaki modern yerleşim alanı kazı yapmayı sorunlu hale getiriyor - Bu zorluk orada yaşayanları sevindirmiş olmalı-. ” diye yazıyor arkeologlardan biri.

Bu kadar çok sayıda insan bedeninin hepsinin tek bir köyden gelmiş olma ihtimali yok zira arkeologlar bugüne kadar yaptıkları kazılarda bu kadar fazla kişiyi çıkarabilecek bir demir çağı köyüne rastlamadılar. Muhtemelen ölen kişiler savaş için farklı köylerden toplanmış insanlardan oluşuyordu. Toplanan bu kişiler de olasılıkla birer gönüllüydü. Zira bulunan kemiklerin pek azında daha önceki savaşlardan kalmış eski ve iyileşmiş yaralar bulunuyordu. Bulunan kemiklerin pek çoğu genç yaşlarda, 20 ile 40 yaşları arasındaydı.

“Alken Enge tarihsel kaynaklarda Kuzey Germanya için söz edilen büyük askeri kapasiteye ilişkin söylentileri onaylıyor” diyor Holst ve arkadaşları.

Kemiklerin eklem yerlerinden törenle ayrılması

Kaybedenlerin cansız bedenleri savaştan sonra altı ay ile bir yıl arasında savaş alanında öylece bırakılmış. Bulunan kemiklerin çoğu üzerinde diş izleri ve kırıklar görüldü ki bu kemiklerin tilki, kurt gibi vahşi hayvanlar tarafından kemirildiğini gösteriyor. Ayrıca bazı kemiklerdeki çevresel kırıklar da kemiğin içindeki iliğe ulaşmaya çalışan daha büyük vahşi hayvanlar tarafından parçalandıklarını gösteriyor. Bu çok da sıra dışı bir durum değil aslında.

Garip olan aylar sonra veya bir yıl sonra birilerinin savaş alanına gelip, kemikleri toplayıp gölün içine koymuş olması.

Bölge o dönemde bozuk bir çayırdan ibaretti ve sığ bir gölün etrafında bazı yerlerde koruluk alanlar bulunuyordu. Gölün içine doğru uzanan kumullar vardı ve insan kalıntılarının çoğu bu kumulların arasındaki kanalların o zamanlar için en derin noktasına atılmışlardı. Sanki insanlar bu kumulların üzerinde durarak kemikleri gölün korunaklı sularına atmışlar gibi görünüyordu.

Akçaağaç dalına geçirilmiş dört kalça kemiğinin içinden geçen . Kaynak: PNAS

Kemiklerin göle gömülmesi basit bir temizlik çabasından daha çok önemli bir törenin uygulandığını gösteriyor. Bazı kemiklerde kesme faaliyetlerinde görebileceğiniz kemik izleri bulundu ki, bu bedenler çürüdükten sonra hala birbirlerini tutan bağ dokuları temizlenerek kemiklerin eklemlerinden ayrıldığını gösteriyor. Bunun istisnaları da vardı. Örneğin bir kişiye ait birbirine bitişi bacak ve ayak kemikleri ile bir başkasına ait alt bacak ve ayak kemikleri gibi.

Öte yandan kemikler suya rastgele dağıtılmış gibi görünse de bazı kemik grupları farklı bir şekilde yerleştirilmiş gibi görünüyordu. Arkeologlar kemiklerin ortasında yer alan damarların ve sinirlerin geçişine yarayan boşluklarından bir akçaağaç dalına geçirilmiş dört adet kalça kemiği buldular. Ayrıca göldeki kumulların birinin sahilinde bir kalça kemiği, incik kemiği ve kaval kemiğinden oluşan (bacak kemikleri) bir kemik grubunun iki beyaz taş ile yan yana konulduğunu keşfettiler. Kemikler en az iki farklı kişiye ait olmalıydı ve beyaz taşlar Illerup vadisinde bulunan taşlara benzemiyorlardı. Başka bir yerden ithal edilmiş olmalıydılar. Sebebini bilmemiz mümkün değil ve ancak tahmin yürütebiliriz.

Savaş alanının o zamanlar gölün hemen yanında olup olmadığını veya Alken Enge’de düşmanlarının kemiklerini yığanların bunları başka bir yerden mi buraya getirdikleri belirsiz. Güney Danimarka’da bir başka savaş alanı gömüsünde, kalıntıların deniz kenarındaki savaş alanından yaklaşık iki kilometre içeriye törensel bir etkinlikle taşındığı anlaşıldı.

Arkeologlar insan kalıntılarının altındaki ve üstündeki toprak birikintileri içinde karışık bir şekilde hayvan kemikleri, toprak kaplar ve hatta bir arabaya ait parçalar buldular. Bu bulgular bölgenin savaştan önce ve sonraki yüzyıllarda kesintisiz bir şekilde insan faaliyetlerinin odağında yer aldığını gösteriyor.

“Bölgede düzenli aralıklarla törensel aktiviteler yapılmış gibi görünüyor. Bu şehit mezarlıklarında olanlardan çok da farklı aktiviteler olmasa gerek” diye yazıyor Holst ve arkadaşları. Illerup Vadiside törensel göl depolarında yığılmış milattan sonra 3. ve 5. yüzyıllara tarihlenen başka gömü alanları da bulunuyor.

Yazan : Kiona N. Smith

Tercüme: Melih R. Çalıkoğlu

Kaynak : arstechnica.com

İlk Yayın Tarihi: 21 Mayıs 2018

#tarih #yaşam #arkeoloji

28 görüntüleme
Güncel Makaleler: